Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hz. Zübeyr ibnü'l-Avvam / 197 Haccâc-ı Zalim'in askeri kırk bin kişi kadar olup Mekke-i Mükerreme'yi muhasara etmişdi. Abdullah ibn-i Zübeyr'in ise yanında ancak onbin kişiyi mütecaviz asker bulunup açlıkdan bîtâb olduklarından, onbin kişi Haccac'dan eman alarak dışarı çıktılar. Abdullah ibn-i Zübeyr -radıyallahu anh-, validesi Esma'nın yanına vardı: «- Valide, nâs benden ayrıldılar. Yanımda çok az adamım kaldı. Onlar da pek az dayanabilirler. Düşman ise bana dilediğim kadar dünyalık veriyor. Senin re’yin nedir?» dediğinde validesi Esma -radıyallahu anha- da: «- Sen kendini daha iyi bilirsin. Eğer hak üzere isen ve nâsı Hakk’a dâvet ediyorsan bunu icra et ki, bu yolda hayli ashabın maktul oldu. Ümeyye oğullarına kendini maskara etme!» Ve eğer meramın dünya ise sen ne fena adam imişsin ki, hem kendini hem de maiyyetindekileri helâk etmiş olacaksın. Eğer, «Ben Hak üzere İdim, amma ashabıma vehn gelince ben de zayıf düşdüm,» dersen bu da ahrâr ve ehl-i din işi değildir. Dünyada daha ne kadar kalacaksın? Ölüm daha iyidir» dedi. Abdullah ibn-i Zübeyr -radıyallahu anh- de: «- Benim de re'yim budur. Dünyaya asla itibar etmem ve etmedim. Sen benim basiretimi müzdâd eyledin. Bugün maktul olurum. Hüznün müşted olmasın. Oğlun bir emr-i münkeri ihtiyar eylemedi. Fuhşiyatdan bir işi işlemedi. Cevru gadr yoluna gitmedi. İndimde Rabbim’in rızasından daha şerefli bir şey yokdur. Yâ Rabb! Bunu tezkiye-i nefs için söylemiyorum. Ancak valideme ta’ziyet ve tesliyet için söylüyorum,» dedi.

