Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hz. Enes ibn-i Mâlik / 175 Hazret-i Faruk -radıyallahu anh- makam-ı hilâfetinde Sa’d’e hitaben: -Yâ Ebâ İshâk, bunlar senin hakkında «namazı iyi kıldırmıyor,» diyorlar, buyurunca Hazreti Sa’d: «- Vallahi ben onlara Resûlullah’ın kıldırdıkları gibi namaz kıldırıyordum, ondan aslâ noksan etmiyordum. Yatsı namazında iki evvelki rek’atlarda kıyamı uzatıp iki sonraki lerde hafif tutuyordum,» diye cevâb verdi. Ömer-radıyallahu anh-: «-Yâ Ebâ ishak, sana olan zan da budur,» buyurdu. Sonra Hazret-i Sa’d’i tahkik memuruyla berâber Kûfe’ye gönderdi. Giden memur Küfe ehlinden her kime sordu ise Hazret-i Sa’d’i senâ eder buldu. Ve her kabilenin mescidine gidip tahkik eyledi. Vaktâ ki BenîAbs Kabilesinin mescidine varıp orada da soruşturmağa başladı. Onların içinden Üsâme bin Katâde nâm kimse ayağa kalkıp: «- Mâdem ki and verip sual ediyorsunuz, söyleyeyim. Sa’d askerle berâber çıkmaz ve ğanâimi ale’s-seviyye taksim etmez ve mürâfaatta ber-vech-i adi hükmetmez,» diye Sa’d -radıyallahu anh-’e üç töhmet isnat eyledi. Hazret-i Sa’d -radıyallahu anh-, bunu işitince müteessir olup ben de üç duâ edeyim, buyurdu ve: «- Yâ Rab! Senin bu kulun yalancı olup da riya ve süm’a olarak kıyam etmiş ise ömrünü uzun eyle, fakr u ihtiyacını da mümted eyle ve onu fitneye maruz kıl!» diye duâ etdi. Sa’d -radıyallahu anh-’ın duâsı makbul olmakla o adam, kaşları gözlerinin üzerine düşmüş bir halde ihtiyar oluncaya kadar yaşadı ve zaruret çekti ve nisaya meftun olup yolda

