Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hz. Selmân-ı Fârisî / 139 Ebû Cuhayfe diyor ki: - Ebü'd-Derdâ orucunu bozup misafiriyle yemeği yedi. Gece olunca Ebu’d-Derdâ gecenin evvelinde namaza kalkmak istedi. Selmân «Uyu!» diye men’etdi. Ebu’d-Derdâ da uyudu. Sonra bir daha kalkmak istedi. Yine Selmân «Uyu!» diye men’etdi. Gecenin âhır vakti olunca «Artık şimdi kalk!» dedi. Kalkdılar, abdest aldılar, namaz kıldılar. Namazı müteakip Selmân Ebu'd-Derdâ’ya: «- Kardeşim, üzerinde muhakkak ki Rabbi’nin hakkı vardır! Kendinin de böylece hakkı vardır. Ailenin de bir hakkı vardır. Hattâ misafirin bile hakkı vardır. Binaenaleyh her hak sahibine hakkını vermelisin. Evet ye, iç, oruç tut, namaz kıl, uyu, hayat yoldaşınla seviş.» Sonra Ebu’d-Derdâ, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’in huzuruna gelip bu vak’ayı arzedince Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «- Selmân doğru söylemişdir» buyurdu. Bu hadîs-i şerifi Sahih-i Buhâri’den başka bir kısım ashâb-ı Sünen de tahriç etmişlerdir. Selmân ile Ebu’d-Derdâ arasında kurulan bu kardeşlik İslâm tarihinde «muâhât» nâmiyle anılan mühim birtesanüd-i içtimâinin mebrûr neticelerinden birisidir. Bu kardeşlik Muhacirin ile Ensâr arasında tesis edilmiş ve pek yüksek, mühim ve muvaffakiyetli neticeler alınmıştır. Bu hadîs-i şerifte dört hakdan bahsedilmiştir: 1- İlâhî hak,

