Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hz. Selmân-t Fârisî / 129 Medine’de ikametim sırasında Allah Celle ve alâ Haz retleri de Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-’i ba’s buyurmuştu. Lâkin Mekke'de bulundukları müddetçe kölelik esâretinin bana tahmil etdiği bâr-ı meşakkat ve meşguliyyet yüzünden kendilerinden bahsedildiğini hiç işitmemiş bu lunuyordum. Sonra Medine'ye hicret buyurmuşlar, yine haberim olmadı. Günün birinde, bir hurma ağacının üstünde çalışırken, sahibim de ağacın altında oturuyordu. Amcazadelerinden biri gelip: «— Yâhu Benî Kayle’nin -yâni Ensâr’ın mensup oldukları Evs ve Hazrec kabilelerinin-Allah belâsını versin, Mekke'den yanlarına gelip peygamber dedikleri bir kimsenin bugün Kubâ’da başına toplanmış bulunuyorlar» dedi. Ben bu sözü işidince hummâ’ya tutulmuş gibi titredim. Az kalsın sahibimin üzerine düşecekdim. Ağaçdan indim, amcazâdesine: - Ne dedin? Ne dedin? dedim. Sahibim kızdı: - Bundan sana ne? Sen işine bak! diyerek bana şiddetli bir tekme vurdu. Ben ise: «- Bir şey yok, yalnız onun ne dediğini anlamak iste dim,» dedim. Biraz yiyecek birikdirmiştim. Akşam olunca onu alıp Kubâ’ya, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz’in huzuruna vardım. Dedim ki: «- İşitdim ki sen sâlih bir zatsın. Yanında da fakir kim seler varmış. Şuncağızı sadaka için saklamıştım. Sizi buna

