Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
97 Gönlü Hak Teâlâ’ya dönenlerin âzâlarında da nur tecellî ederek, zarâfetin timsâli olur kişi. Ebû Hüreyre’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah şöyle buyurdu: “Kim benim bir velî kuluma (dostuma) düşmanlık ederse, ben de ona harp îlân ederim. Kulum, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir şeyle bana yaklaşamaz. Kulum nâfile ibâdetlerle de bana yaklaşmaya devâm eder, tâ ki ben onu severim. (Sevince de) artık onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benden isterse muhakkak ona (istediğini) ve- ririm. Bana sığınırsa muhakkak onu korur ve kollarım...”22 Duâlarında Sevgili Peygamberimiz bu nûru taleb etmiştir Rabbimizden. “Allâh’ım! Kalbime büyük bir nûr ver; gözüme bir nûr, kulağıma bir nûr ver; sağıma bir nûr, soluma bir nûr ver; üstüme bir nûr, altıma bir nûr ver; önüme bir nûr, arkama bir nûr ver; bana büyük bir nûr ihsân eyle!”23 Kimliktir zarâfet, Allâhu Teâlâ’nın emrettiği ve Sevgili Peygamberimizin (sav) sünneti ile aydınlattığı hakîkatleri kalben tasdîk etmektir. Hücrelerine de îmânın hazzını duymaktır. Amele, ahlâk ve muâmelâta akseden îman, beşerî münâsebetlerde de görünür. “Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.” Sevgili Peygamberimizin, namazda saç ve sakalıyla meşgûl olan birine, buyurdukları söz, zarâfetin içten dışa 22 Buhârî, Rikâk, 38. 23 Buhârî, Deavât, 9.

