Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
87 bize her şeyden gerektiği kadar verildi. Doğrusu bu apa- çık bir lütuftur.”9 Hayvânât da kâl ve hâl diliyle konuşur: “Sonunda, karıncaların bulunduğu vâdiye geldiklerinde bir dişi (kraliçe) karınca: “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleymân’ın ordusu farkına varmadan sizi ezmesin” dedi.”10 Ötelerin ötesinden haberi de Necib Fazıl şiirinde açıklar: “Aç kapıyı, haber var Ötenin ötesinden! Dudaklarda şarkılar, Kurtuluş bestesinden. Biz geldik, bilen bilsin! Gönül gönül girilsin, İnsanlar devşirilsin, Sonsuzluk destesinden” Sessiz çığlıklar, gönülden konuşanlar da vardır. Hablü’l- Verîd damarını, Cenâb-ı Hakk’la alâka kuran santral ağını ancak ehli bilir. “Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de Biz biliriz. Çünkü Biz, ona şah damarından daha yakınız. Üstelik, biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir. İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın.”11 On sekiz bin âlemin Mustafası (sav) ve O’nun vârisleri anlar hakîkat dilinden. 9 Neml, 27/16. 10 Neml, 27/18. 11 Kaf, 16-18.

