Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
69 “Benim evim sizin hesaplarınızdan daha anlamlıydı. Hırsınızdan büyüktü odalarımız. Niye yaktınız çocuk- larımızın gözlerimizin önünde büyüyecekleri resimleri? Mutlu musunuz şimdi?” diyemiyorsun… Bâzen evinde de buluyor seni. Dumanlar yükselmeye başlıyor birden. Zâten taş binâda oturmasına izin veril- meyenlerin çabuk tutuşan evlerine ateş sıçrıyor. Bütün seslerin gökyüzünde toplandığını düşünürseniz günün her saati bir “âh” asılır Arakan’dan o gökyüzüne. Çocuklar ölür. Çıplak ayakları ve toza bulanmış yüzlerine bakma- yın. Tertemiz gider onlar. Kadınlar ölür. Adamlar ölür. Yanarak ölür, kahırla ölürler. Cennet meyvesi pahalıdır. Kalb, asıl sâhibine dönene kadar acır insan. Sonrası um- man, kevser, Peygamber (sav)! “Müslümanlar etle tırnak gibi midir gerçekten? Sö- külüyor tırnaklarımız. Etiniz acımıyor mu?” diyemezler… Ahzab sûresinde övülen adam ve kadınlardan çok anlatabilirim size. Sizin üzüldükleriniz için son diye ya- zılan haberlerin “son” olduğunu mu zannediyorsunuz? Acıyı onlar çekiyor da size pay düşmeyecek mi zannedi- yorsunuz? Daha ilkokulda öğretmene şikâyet edilmekten korkanlar! Sizi Allâh’a şikâyet etmeye gidiyoruz. Her yap- tığınızı, her yapmadığınızı, her söylediğinizi, her sustu- ğunuzu, her gördüğünüzü, her gözünüzü kapadığınızı, her oturuşunuzu, her kalkmayışınızı bir bir not aldım. Her şeyi anlatacağım. Ben gidiyorum… Ardımda bir fikir kalsın istiyorum. Zorla karşılaşınca ölüm korkusundan istikametini şaşıranlarla biz ölümden

