Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
28 mayan bizler, başımızı iki elimiz arasına alıp derin derin düşünmeliyiz. Şu hâtıra hiç çıkmaz aklımızdan: Bir gece yarısı evimizin kapısında bir derviş bekler. Geliş sebebini şöyle açıklar: “İşveren akrabamdı. Gizlice beni istedi yanına. Dedi ki: “Seni iki vardiye çalışıyor gösterdim haberin olsun.” Gözyaşlarıma hâkim olamadım. ‘Bana haram yedirip ateşe mi atacaksın?’ deyip işi terkettim.” Post üzerinde doksan dokuzluk tesbîhi çekmenin gâyesi budur elbette. Kapalı alanlarda yapılan tâat ve zikir, şahıs ve cemiyete huzur sağlamadıkça, ruhbanlık câhiliyesi olur. Hıristiyanlıkta râhiplerin evlenmeyerek, dünyâdan el etek çekmeleridir tümden ruhban sınıfı. Hz. Enes’den (ra) rivayetle Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Her ümmetin bir ruhbanlığı vardır, benim ümmetimin ruhbanlığı ise Allah yolunda cihâd etmektedir.”2 Sorumluluk bilincinde olan idâreciye, Abdullah b. Ömer’in (ra) naklettiği bir hadiste Sevgili Peygamberimiz (sav): “Hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındaki- lerden sorumlusunuz. Yönetici bir çobandır. Erkek, âile halkının çobanıdır. Kadın, kocasının evi ve çocukları için çobandır. Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlık yap- tıklarınızdan sorumlusunuz”3 buyurur. Medeniyet kılıfı- na bürünen, renginden dolayı kızılderilileri yaktıran, cep telefonu şurada dursun, kimlik kartını bile çıkartmayan, zenginliklerini sömürüp halkını işçi statüsüne sokanlara ne demeli? İğrenç misâller pek çok. Sahil Güvenlik botu tara- fından Ege Denizi’nde delici âletle botları batırılan ve soğuk sularda ölüm-kalım savaşı veren Suriyeli sığınmacılardan 2 Mecamu’z-Zevaid, 5/278. 3 Buhârî, Nikah, 91.

