Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
114 Bâyezid-i Bistâmî (ks) bir köpeğin, hâl diliyle: “Benim suçum ne ki bana köpek derisi, sana ise insanlık hil’atı giy- dirdiler?” dediğini işitir. Üzerim kirlenip, abdestime engel olmasın diye köpekten kendini koruyunca da: “Üzerin pis ise, onu yedi bardak su temizler. Ama senin eteklerini çekişin kibrinden ise, yedi deryâ bu kiri temizleyemez.” der. Bâyezid (ks): “Gel seninle arkadaş olalım da bana hatâlarımı haber ver” deyince, köpek: “Yâ Bâyezid! Sen, halkın makbûlüsün, ben ise merdûduyüm. Bir meclise varsan, seni başköşeye oturturlar. Beni ise kapı dışarı atarlar.” Köpek devamla der ki: “Sen tevekkül ehli de değilsin. Senin evinde bir küp buğ- day var, benim ise hiçbir şeyim yok. Allâh’a teslim olur, ne bulursam onu yerim.” Bâyezid (ks), bu sözler karşısında, gözyaşlarıyla şöyle seslenir: “Âriflik iddiasında bulunan Bâyezid’e köpekler de yoldaş olmuyor.” Menkıbelerle verilmek istenen “Tevhîd”dir. Kehf sû- resinde anlatılan Ashâb-ı kehf, zâlim devlet reisine karşı Allah Teâlâ’nın birliğini haykırdılar korkusuzca. “Ve sarsıl- maz bir cesâret ve kararlılıkla yüreklerini perçinlemiştik. Hani onlar, zâlim yöneticilerin karşısına dikilerek hay- kırmışlardı: “Bizim kendisine boyun eğeceğimiz biricik Efendimiz, göklerin ve yerin gerçek sâhibi, yöneticisi ve Rabb’i olan Allah’tır! Bu yüzden biz, O’ndan başka bir ilâhın egemenliğini aslâ tanımayacak; zulüm sistemini ayakta tutmak için uydurduğunuz o sahte ilâhlarınıza hiçbir zaman yalvarıp yakarmayacağız! Aksi hâlde, Rabb’imizin aslâ râzı olmayacağı saçma bir söz söylemiş oluruz!”13 Bütün Peygamberlerde “Tevhîd” mücâdelesi var. Nûh (as)’ın tevhîde, Hakk Teâlâ’ya ve resûllerine itâate dâveti, 13 Kehf, 18/14.

