Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
111 vahyin ölçüsü içerisinde aklın değerini ifâdeyle, ilimde çığır açmıştır. Nemrut’un ilâhlığını yerle bir etmiş, Nemrut/o topal bir sivrisineğe yenik düşmüştür. İlmî hakîkatleri ne güzel bildirmiştir Kur’ân-ı Kerîm’in mûcizevî beyânıyla. “Allah kendisine mülk (hükümdarlık ve zenginlik) verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrâhîm ile tartışmaya gireni (Nemrut’u) görmedin mi! İşte o zaman İbrâhîm: Rabbim hayat veren ve öldürendir, demişti. O da: Hayat veren ve öldüren benim, demişti. İbrâhîm: Allah güneşi doğudan getirmektedir; haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun üzerine kâfir apışıp kaldı. Allah zâlim kimseleri hidâye- te erdirmez.”7 Müşriklerin akılsızlıklarını da “yuf size” diye yüzlerine haykırır. “İbrâhîm, “Mâdem öyle!” dedi, “Ne diye Allâh’ı bırakıp da, size hiçbir fayda veya zarar veremeyecek kadar âciz olan bu şeylere tapıyorsunuz?” “Güya aklı başında adamlarsınız, utanın şu hâlinizden! Size de, Allâh’ı bırakıp taptığınız şeylere de yazıklar olsun! Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?”8 Mûsâ (as)’ın levhalarında geçen hakîkatler, hukuk nizâ- mını ortaya kor. Allah Teâlâ ile insanlar arasındaki ilişkileri ve insanlar arası münâsebetleri düzenler. “Biz bu levhala- ra, Allâh’ın rızâ ve gazab yollarını anlatan Müslümanca yaşamaya dâir çeşitli nasîhatleri ve insanlığı dünyâ ve âhirette kurtuluşa iletecek her şeyin açıklamasını Mûsâ için yazmıştık. Ve buyurmuştuk ki: “Bunlara sıkıca sarıl! Halkına da emret; bunu en güzel şekilde tutsunlar.”9 7 Bakara, 2/258. 8 Enbiya, 21/66-67. 9 A’raf, 7/145.

