Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
102 Şâir ve aynı zamanda edip Niyâzî Mısrî şu âyet-i celîle- nin esrârından dem vurur: “Şübhesiz ki bunda aklı olan, yâhud, kendisi huzûr (-ı kalb) içinde olarak, kulak veren kimseler için elbette bir öğüt (ve hâtıra) vardır.”5 Arşı delen ses ve söz, kalpte yer ve mekân bulur. Söz ve ses merkebin sesi olmamalı. Çünkü Rabbimiz (cc): “Çünkü seslerin en çirkini merkebin anırmasıdır.”6 Daima edebli ve terbiyeli ol, başkalarını rahatsız edecek şekilde, lüzumsuz yere konuşma. Şeytan gibi kibre kapılarak ‘ben bilirim’ iddi- asıyla büyüklük taslayarak sesini yükseltme! Böyle kimseler anırıp duran merkeplere benzer. Çünkü Hz. Peygamber’in dediği gibi eşekler şeytan görünce anırırlar. Onun için hiç kuşkusuz, seslerin en çirkini şeytan sebebiyle, onun emriyle söylenen, şeytan kaynaklı seslerdir, merkeblerin sesleridir. Necib Fazıl makbûl sesi ötelerin ötesi diye ifâde eder: Aç kapıyı haber var, Ötenin ötesinden. Dudaklarda şarkılar, Kurtuluş bestesinden. Biz geldik, bilen bilsin. Gönül gönül girilsin. İnsanlar devşirilsin, Sonsuzluk destesinden. 5 Kaf, 50/37. 6 Lokmân, 31/19.

