Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
101 “Vahyi tam alma telâşı yüzünden dilini kımıldatma. Onu zihninde toplayıp okumanı sağlama işi bize âittir. (Cebrâil’in Hz. Peygamber’in (sav) kalbine indirdiği bildi- rilmektedir.) O halde onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu tâkip et. Sonra onu anlatmak elbette bize âittir.”4 Duyan da anlayan da gönüldür sözü. Bunun için Niyâzî Mısrî şiirinde buna işâret eder: Zât-ı Hakk’da mahrem-i irfân olan anlar bizi İlm-i sır’da bahr-i bî-pâyân olan anlar bizi Bu fenâ gülzârına tâlib olanlar anlamaz Vech-i bâkî hüsnüne hayrân olan anlar bizi Dünye vü ukbâ’yı tâmir eylemekten geçmişiz Her taraftan yıkılıp vîrân olan anlar bizi Biz şol Abdal’ız bırakdık eğnimizden şalımız Varlığından soyunup üryân olan anlar bizi Kahr u lütfu şey’-i vâhid bilmeyen çekdi azâb Ol azabdan kurtulup sultân olan anlar bizi Zâhid’a ayık dururken anlamazsın sen bizi Cür’a-yı sâfî içip mestân olan anlar bizi Ârifin her bir sözünü duymağa insan gerek Bu cihanda sanmanız hayvân olan anlar bizi Ey Niyazi katremiz deryâye saldık biz bu gün Katre nice anlasın ummân olan anlar bizi Haklı koyup LÂMEKÂN ilinde menzil tutalı Mısri’ya şol canlara cânân olan anlar bizi 4 Kıyâme, 75/16-19.

