Sayfa metni
Gönül Beytullah'tır. Kefenimi Dahî Yabancılar Görmesin Hacı Haşan Efendimiz (ks)’in annelerinin (Ayşe vali demiz), “Kefenimi dahi yabancılar görmesin.” diye vasi yette bulunması; harama düşme endişesiyle kapısını sü rekli kilitleyen annemizin hanesine, dört yaşındaki bir çocuğun girmesi ile, “Bu yavru büyüyünce yüzümü unut mazsa, Rabbime karşı ben ne cevap veririm.” diye hüngür hüngür ağlaması; onun iffet ve hayada kemâle erdiğinin işaretidir. Bu haya ve edebi, ona, Efendimiz (sav)’in hiz met görevinde bulunma şerefini kazandırmıştır. Bel Kemiğim, Hayâ ve Utancımdan Sızladı Hacı Haşan Efendimiz (ks), kadınları, kendilerinden uzak tutarlardı. “Kadınlarla konuşmaya mecbur kaldığım da vücudum terlere gömülür.” buyururlardı. Burunlarını ev halkının yanında dahi temizlemezdi. Böyle anlarda, edeplerinden, hepimizi dışarı çıkartırlardı. Daha çocuktum, Yeşilhisar’ın İçmece mevkiinde, yatsı namazını lalarken, imamın arkasında bulunuyordum, bizi yan tarafa alırken kendi önünden geçirdi. Daha sonra bunun sebebini de, “Seni geriden geçirmeye hayâ ettim.” diye açıklamışlardı. Medine-i Münevvere’de, büyük bir cemaatin huzu runda dua etmek için davet olunduklarında, kendilerini takdim eden kimse, “Mürşid-i kâmillerden Hacı Haşan Efendi buyursunlar.” deyince, buna binaen, “Bel kemiğim hayâ ve utancımdan sızladı.” demişlerdi. Mersinli Yusuf Amca’nın, Medine’den gönderdiği pa ketin üstünde yazılı, “Yahyalı halifesi.” sözünü, “Ne Hali fesi!” diye yırtıp attıkları hiç aklımızdan çıkmaz. 96

