Sayfa metni
Gönüi Beytullah’tır. Ubeyd (rha), kaftan ve gömlek satardı fakat havalar bulutlu olduğu zaman müşteri, elbisenin kusurlu tarafinı göremez diye alışverişte bulunmazdı, Yezid b. Düreye (rha), babasınm vefatından sonra kendisine kalan mirası, haram karışmıştır endişesiyle al mamıştır, Sami Ramazanoğlu (ks), de babalanndan kalma bü yük serveti mideme haram girer endişesiyle kabul etme mişlerdir. İstanbul’da bulunan mürşidine hediyeler gön dermek âdetleri idi. Fakat o, hediyelerinin kendi el emeği olmasına büyük îtina gösterirlerdi. Rivâyete göre ekinler biçildikten sonra tarlalara gider, yerlere dökülen başakları toplar, onlan güzelce bulgur yapar ve İstanbul’a gönderir lerdi. Onun bu hâline muttali olan babası, “Oğlum! Benim ambarun buğday dolu. Niçin Efendine ondan göndermi yorsun?” der. O da, “O kapıya lâyık olan el emeği, göz nurudur.” buyururlar. Bir Katilin Hesap Gününü Düşünmesi Adana’nın Kozan ilçesine bağlı Yüksek Ören Mahalle sinde Hacı Haşan Efendi (ks) vâizlik yaparken, on altı kişinin kâtili bir adam, aşk u şevke gelerek feryat eder. Bu adamm halini hazmedemeyenlerden birisi Üstadımız (ks)’a hizmette bulunan oğluna der ki, “Ha ne olur Efendi Hazretlerine sor, bizim gözümüzden yaş gelmezken, bu kâtil nasıl cezbeye kapılıp feryat ediyor?” Bir sahur yeme ğinde Üstadımız tarafından sorunun cevabı şu şekilde verilir: “Evladım! Vaazımızda bağıran bu adamın gözüne, katlettiği şahıslar görünüyor, beni öldürecekler, intikamla rını alacaklar diye feryad ü figan kopanyor.” 142

