Sayfa metni
İstiâze ve Besmele Hakkında / 45 Nefsin dört sıfatı vardır ki, bunlar emmâre, levvâ- me, mülheme ve mutmainnedir. Mâlik-i yevmi’d-dîn’in memlûkü olan kul, rabbini ilâhiyet, rubûbiyet, rahmâni- yet, rahîmiyet sıfatlarıyla zikretmekle emrolunmuştur. Onun ilâhiyetini medh, rubûbiyetine şükür, rahma- niyetini senâ, rahîmiyetini temcit ettikten sonra bu dört sıfatın cezbesi kuvvetiyle nefsin bu dört sıfatı elinde kö le olmaktan (mülûkiyetten) kurtulur, dört hicap ortadan kalkar, nefsinin karanlığının baskısından ve tasallutun dan kurtulur. Din Günü’nün Mâliki’nin memlûkü olmak gibi bir saadete ulaşır. Allah’ın huzurunda onun yardımı olmaksızın hiç bir şeye muktedir olamadığını yakînen görür ve îman eder. Bu îmana erdiği anda Rabbi ona daha başka bir mer hametle merhamet eder, bu kulunu; (Bakara sûresi, 152) vaadiyle beyân ettiği veçhile keremiyle zikre der, yani lutf u keremini bol bol verir. Kul bu durumda Cenab-ı Hakk’a muhatap olmak seviyesine gelmiştir. '¿¿İli ^¿ji ö “Ey itmînana ermiş nefis!” (Fecr Sûresi, 27) hitabına mazhar olur. Rabbinin cemâlini gör mek üzere: 4 ^i ^jı “Rabbine dön!” (Fecr sûresi, 28) emr ü müjdesiyle dâvet olunur. 'fjGLİi ifj^ı ûui “Bizi sırât-ı müstakime ulaştır!” (Bize hidâyet nasip eyle!)

