Sayfa metni
93 Hani Mûsâ çöldeyken, halkı için Allâh’a yalvarıp su istemişti de, ona: “Asânla şu taşa vur!” demiştik. Mûsâ, asâsıyla o taşa vurur vurmaz, derhâl oradan on iki pınar fışkırmış ve on iki boydan her biri, diğerinin hakkına saldırmaksızın, kendi su içeceği yeri kolayca öğrenmişti. O zaman buyurmuştuk ki: “Allâh’ın nîmetlerinden yi- yin, için; sakın yeryüzünde bozgunculuk yaparak fitne ve kargaşa çıkarmayın!”6 Nûh (as)’ın kıssasında da gemi ve deniz bahsi geçer. Nûh gemiyi yaparken, kavminin ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız edin bakalım! Ama bilin ki sizin alay ettiğiniz gibi (günü gelecek) biz de sizinle öyle alay edeceğiz! Rezil edecek bir cezâya kimin çarptırılacağını, sürekli azâbın kimin başına geleceğini yakında göreceksiniz!”7 Denizin su ve ürünlerinden de anlatılır Kitâb-ı Kerîm’imizde. “O ikisinden inci ile mercan çıkar. Artık Rabbinizin hangi nîmetlerini tekzîb edersiniz?”8 “Tâze etinden yemeniz ve mücevherini çıkarıp takın- manız için denizi hizmetinize veren de O’dur. Gemilerin denizi yararak gittiklerini görürsün ki, bu da O’nun lutfuna nâil olmanız ve O’na şükretmeniz içindir.”9 Sevgili Peygamberimiz’in (sav) denizde şehâdete ve deniz sporlarına işâret eden mübârek sözlerini görürüz. 6 Bakara, 2/60. 7 Hûd, 11/38-39. 8 Rahmân, 55/22-23. 9 Nahl, 16/14.

