Sayfa metni
45 tur.” buyuruyor. Bu hadîs-i şerîfin diğer rivâyetleri şöyledir: “Kişinin verilen emri dinleyip ona itâat etmesi, Allâh’a karşı gelmekle emredilmediği sürece vâcibtir. Şâyet kul, Allâh’a isyanla emredilirse artık dinleme ve itâat etme diye bir şey yoktur.”25 “Benden sonra idârî işlerinizi; sünneti söndüren (terkeden), bid’atlerle amel eden ve namazı vaktinden erte- leyen bir kısım insanlar üzerlerine alacaklardır.” Abdullah bin Mes’ud diyor ki: Ey Allâh’ın Rasûlu! Şâyet bu insanlara kavuşursam nasıl davranayım? diye sordum. Rasûlullâh: “Ey kulun annesinin oğlu! Bana nasıl davranacağını mı soruyorsun? Allâh’a isyân edene itâat yoktur” buyurdu. “Allâh’a isyanda hiçbir kimseye itâat yoktur.”26 Ali (ra) buyuruyor ki: “Bir zaman Rasûlullâh (sav) bir yere mufreze gönderdi. Mufrezenin başına bir adamı emir tâyin etti. Emîr askerlere kızarak odun toplatıp ateş yak- tırdı. Sonra onlara: “Girin bu ateşe” diye emir verdi. Bâzı askerler ateşe girmek istediler. Diğerleri: “Biz bu ateşten kaçarak îmân ettik” dediler. Hâdise Rasûlullâh’a (sav) an- latıldı. Rasûlullâh (sav) ateşe girmek isteyenlere: “Şâyet ona girseydiniz, kıyâmete kadar o ateşte kalacaktınız” buyurdu. Ateşe girmek istemeyenlere ise güzel sözler söyledi ve sonra şöyle buyurdu: “Allâh’a isyanda itâat yoktur. İtâat ancak iyiliğin emredilmesindedir.” Eğer meşrû bir ulü’l-emr varsa, O’na bey’at etmeleri ve itâat husûsunda gayretli olmaları gerekir. Meşâyihe Tâbî Olunur “Ulemâya tâbî olunuz. Çünkü onlar muhakkak dünyânın ışığı, kandilleri ve âhiretin de ışığı, kandilleridir.” Hadîs-i Şerîf. 25 Buhârî, Cihad, 108. 26 İmam Ahmed, Musned, V/67.

