Sayfa metni
38 Yaşamak bizlere yüklenen bir borçtur. Dînimiz insan hayâtını her türlü tecâvüzden korumuştur. İntihar yasaklan- mış, bulaşıcı hastalıklardan korunmak gerekli kılınmıştır. İslâm; canı korumak için kasten adam öldürene kısas, diyet, cehennem ve azâbı; hatâen öldürene kısas ve diyet cezâsı getirmiştir. “Kim bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayâtını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün in- sanları yaşatmıştır.”5 “Allah size ancak ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına saldırmadan ve haddi aşmadan bir miktar yemesinde günah yoktur. Şüphe yok ki Allah çokça bağışlayan çokça esirgeyendir.”6 Dînin Muhâfazası Din bir hayat nizâmıdır. İslâm yaşanmak içindir. Kuraldır din. Bir trafikte bile kural vardır. Allah Teâlâ’nın koyduğu esaslar geçerli olmasa, insanlar birbirini yer. Gayr-i müslimin bile hakkını korur yüce din. Eli kesilen mîmarla cihan pâdişâhını hâkimin karşısında eşit tutar. Renginden dolayı yakıp, beyazları imtiyazlı kılmaz. Üstünlüğü takvâda, Hakk Teâlâ’dan korkmakta arar. “Rabbiniz bir olduğu gibi, babalarınız, dîniniz ve Peygamberiniz de birdir. Arab’ın Acem’e [Arap olmayana], Acem’in Arab’a üstünlüğü ol- madığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstün- 5 Mâide, 5/32. 6 Bakara, 2/173, Mâide, 5/3, En’âm, 6/145

