Sayfa metni
29 “De ki: Ey nefislerine karşı haksızlık yapmakta aşırı giden kullarım! Allâh’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, yarlığayıcı ve bağışlayıcıdır.”3 Rahmetin, affın ve mağfiretin husûlü; hâlin, yaşantının düzgünlüğü ile orantılıdır. “Ancak tevbe edenler, ıslâh olanlar ve gerçeği ortaya koyanlar müstesnâ; işte onların tevbesini kabûl ederim. Ben, tevbeleri dâimâ kabûl ve merhamet edenim.”4 “Ancak bunun ardından tevbe edip düzelenler müs- tesnâdır. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.”5 “Ancak tevbe edenler, nefislerini ıslâh edenler, Allâh’ın Kitâb’ına sarılanlar ve dinlerine Allah için candan bağ- lananlar müstesnâdır. Onlar inananlarla berâberdirler. Allah mü’minlere büyük ecir verecektir.”6 “Ama bundan sonra, tevbe edip düzelenler bunun dışındadır. Şüphesiz Allah bağışlar ve merhamet eder.”7 Rahmetin inişi tevbe ve islâha bağlıdır. Orman ve deniz rahmetin yağmasına vesîledir. Câhiliyye döneminde şehâdetle îmâna gelenler Kur’ân-ı Kerîm’de vasfolundular. “Allah inananlardan, ağaç altında sana baş eğerek el verirlerken, and olsun ki hoşnûd olmuştur. Gönüllerinde 3 Zümer, 39/53. 4 Bakara, 2/160. 5 Âl-i İmrân, 3/89. 6 Nisâ, 4/146. 7 Nûr, 24/5.

