Sayfa metni
22 Dâvûd Aleyhisselâm: “O iki kelime nedir?” diye sordu. Kurbağa: “Şunlardır” dedi: “Ey her bir lisân ile tesbîh olunan! Ve her bir mekânda zikir olunan (Rabbim seni noksan sıfatlardan tesbîh ve tenzîh ederim).” Bunun üzerine Dâvûd Aleyhisselâm kendi içinde: “Ben bundan daha beliğ bir söz söyleyemem!” dedi. BAK Seyyah, seyrin bir hoş ola, Dağa, taşa ibretle bak, Gezdiğin ovaya, yola, Dik yokuşa, ibretle bak. Canlı ve cansız olana, Esrârengiz şu plana, Yerde sürünen yılana, Kurda, kuşa ibretle bak. Kara kaşa, elâ göze, Ak sakala, tüysüz yüze, Her geçen bahara, güze, Yaza, kışa ibretle bak. Uçsuz, bucaksız fezâya, Güneşe, yıldıza, aya, Direksiz duran semâya, Et temâşâ, ibretle bak. İbrahim çöz şu düğümü, Tetkîk eyle gördüğünü Bırak bayramı, düğünü, Gel de cûşa ibretle bak. İbrahim Günaydın

