Sayfa metni
18 Semâvât ve arzı ve içindekileri insanoğlunun hizme- tine kulluk için veren Hâlik-ı Lemyezel, insanı madden ve mânen mükemmel yaratmıştır. “Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.”6 Mükemmeliyeti aklında ve rûhundadır. Maddesi îtibâriyle de, rızkının temizliği ve endâmının düzgünlüğündedir. Herşeyi yerli yerince yaratan Rabbimiz kâinatla insa- nı özdeşleştirmiştir. Kur’ân’ın zâhirini insanın zâhirine, bâtınını da gönül iklîmine benzetmiştir. Bu sebeble Habîb-i Kibriyâ (sav), Hz. Âişe’nin (ra) Hz. Peygamber hakkındaki “O’nun ahlâkı Kur’ân ahlâkıydı.”7 sözüyle târif edilmiştir. Kâinât insana göre ayarlanmıştır. İnsanın ihtiyaçlarına cevap veren büyük âlemdir. İnsan ise, kâinâtın örneğini benliğinde taşıyan küçük âlemdir. Bunlar birbirinden ayrıl- maz ortak değerlerdir. Kâinât-insan ilişkisinin göstergesi, bütün âlemin nûr-u Muhammedî’den yaratılmasıdır. Hz. Câbir anlatıyor: “Ey Allâh’ın Resûlü! Anam-babam sana fedâ olsun, Allâh’ın her şeyden önce ilk yarattığı şeyi bana söyler misiniz?” diye sordum. Şöyle buyurdu: “Ey Câbir! Her şeyden önce Allâh’ın ilk yarattığı şey senin Peygamberinin nûrudur. O nûr, Allâh’ın kudretiyle O’nun dilediği yerlerde dolaşıp duruyordu. O vakit daha hiçbir şey yoktu. Ne levh, ne kalem, ne cennet, ne ateş/ cehennem vardı. Ne melek, ne gök, ne yer, ne güneş, ne ay, ne cin ve ne de insan vardı.”8 6 Tîn, 95/4. 7 Müslim, Müsâfirîn, 139. 8 Aclunî, Keşfu’l-Hafa, 1/265-266.

