Sayfa metni
13 saksıdaki çiçeklerden tutun, damarsız, damarlı, tohumsuz bitkiler, sert çekirdekli, yumuşak çekirdekli, sert kabuklu, üzümsü, tropik meyveler, ceviz, badem, fındık, kestane, elma armut, vişne gibi bitkiler birer zînettir. Rabbimizin nîmetidir. Kâinatta bulunan bütün varlıklar, kendi konumlarına göre kulluk yaparlar Cenâb-ı Hakk’a. “Çünkü göklerde ve yerde olan her şey Rahmân’a baş eğmiş kul olarak gelecektir.”1 Kâinât bir uyum içindedir. Sanki âlem bir âile. Hiçbir şeyi boş yere yaratmayan Mevlâ tabiatin bozul- masına râzı değildir. Ağaç kesmek, beslenmek için aşırı avlanmak ekolojik dengeyi bozar. Bilinçsizce avlanmak, kaynaklarımızı tasarruflu kullanmamak, CFC gazları olan ürünleri kullanmak, GDO’lu ürünler tüketmek, biyoteknolojiyi zarar verecek tarzda kullanmak ekolojik yapıya zarar verir. Evrende, insandan semâya, hayvanlardan denizlere kadar bütün eşyâda hassas dengeler vardır tefekkür eden akıl sâhipleri için. Hâlik-ı Zü’l Celâl’in yaratışının delillerini gösteren birer mûcize, îman hakîkatidir. “Onun hak olduğu meydana çıkıncaya kadar varlı- ğımızın belgelerini onlara hem dış dünyâda ve hem de kendi içlerinde göstereceğiz. Rabbinin her şeye şâhit ol- ması yetmez mi?”2 İnsanı insan yapan, ona şuur âleminde neşv ü nemâ bulduracak, yeşertecek rûhânî tefekkürdür. Hazreti Âişe Radıyallâhu anhâ vâlidemiz, nakleder: “Bir gece Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- bana: - “Ey Âişe! İzin verirsen, geceyi Rabbime ibâdet ederek geçireyim.” dedi. Ben de: 1 Meryem, 19/93. 2 Fussilet, 41/53.

