Sayfa metni
94 Sıddîk-i Âzam’dan bu zamâna kadar gelen meşâyih-i izam, kalkınmada esâsı beden ve rûhun gücü olarak tesbit buyurdu. “Kuvvetli mü’min, Allah nazarında zayıf mü’min- den daha sevgili ve daha hayırlıdır.” Aslında her ikisinde de bir hayır vardır. Sana faydalı olan şeye karşı gayret göster. Allah’tan yardım dile, acz izhâr etme. Bir musîbet başına gelirse: “Eğer şöyle yapsaydım bu başıma gelmezdi!” deme. “Allah takdîr etmiştir. Onun dilediği olur!” de! Zîrâ “eğer” kelimesi şeytan işine kapı açar.”6 Nevevî (rh.a) “Kuvvetli mü’min” tâbirindeki kuvvetten murâdın “nefsin azîmet ve niyeti ve âhiret husûsundaki düşüncesi” olduğunu söyler. Kalkınma sanâyide, yolda, köprüde, füzede, hava aracı, insansız hava aracı, hidroelektrik santrali vs.’de olur. Bu gelişmelerin yanında; Sultan Abdülhamid, Fatih, Yavuz ve Kânûnîler kalitesinde lider ve devlet adamı da yetiştirmeliyiz. İmâm-ı Âzam gibi müttakî âlimler, Nizâmül Mülk değerinde eğitimci, Cevdet Paşa ve Necib Fazıl gibi mütefekkir, Fuzulî gibi şâir, Mîmar Sinan gibi mîmar, Barbaros gibi denizci ve her alanda temeli tevhîd esâsına dayanan dâhiler ile kalkınırız. Temelimiz medresede ilim, dergâhlarda ahlâkî eğitimle ve şahsiyetli ordumuzla bin yıl ayakta durduk. İzn-i İlâhî ile yılmaz ordumuza gece gündüz duâ da edelim. Yediden yetmişe Âl-i İmran Sûresi’nin son âyeti- ni yaşayıp murâbıt, cihâd eri olalım: “Ey o bütün îmân edenler! Sabredin ve sabır yarışında düşmanlarınızı geçin ve cihâd için hazır ve râbıtalı bulunun. Sınırlarda nöbet bekleyin (yurdunuzu çiğnetmeyin.) Allah’tan korkun ki felâh bulasınız.”7 6 Müslim, Kader, 34/2664; İbn Mace, Sünen, 76; İbn Hibban, 5840. 7 Âl-i İmrân, 3/200.

