Sayfa metni
91 Hayvânât da hasretlik duyar O’na. Mağarada yıllar ön- cesi geleceğini duyan yılan, yüzüne hasretle dilberin, Sıddîk (ra)’ın ayağını sokar. Hurma kütüğü, ayrılığın ızdırâbıyla inler. Deve de eşiğinde can verir, Resûlullâh (sav) bu cihan- dan gitti diye. Kalbde oluşan muhabbetle, gözü gözünden, eli elinden ayrılmadan afva mazhariyyet, sadaka mesâbesinde olan tatlı kelâm, öğüt ve nasîhat, hastayı ziyâret, cenâzeye iştirakle, kardeşlik akdiyle sağlarlar uzlaşmayı. “O gece Sen’din gelen Yâ Resûlallâh” diyen aşıklar Fenâ fi’r-resûl; Esmâ ve Ef’âl tecellîsine erenler Fenâ fi’llâh; altı aylık mesâfeyi yürürken, kırk gün kaldığında “şeyhimin ko- kusu geliyor” diyenler Fenâ fi’ş-şeyh olmakla elde ederler makamda uzlaşmayı. Hakk Teâlâ’ya karşı sorumluluğunu bilen, âilesini İslâm terbiyesiyle eğiten, çevresini gözeten, mahlûkâta şefkat na- zarıyla bakan, kâmil bir şahsiyyetle temin eder uzlaşmayı. Uzlaşmaya işâret eden yazıları şu şekilde okuruz: “Huzur İslâm’da.” Dilek ve temennîmiz, âdil devlet reisiyle halkın kaynaşması; hayatta olanları uyarmak için gelen Kitâb-ı Kerîm’le, Asr-ı Saâdet’in gelmesidir.

