Sayfa metni
90 İnsanlar, aynı havayı teneffüs, aynı vatanda yaşamak sûretiyle anlaşır. Mü’minler, îman ve uhuvvetle kaynaşır. Allah Teâlâ için dost olanlar, ihsan mertebesiyle sevişir. Fakîre, yoksula, düşküne ikrâm eder. Pişirdiği çorbanın su- yuna yaptığı ilâveyle, konu komşuya verir. Uzak diyarları hatırlar, Arakan’da yakılan mü’mini, Burma’da kesilip et yemeği yapılan kardeşini, Doğu Türkistan’da vs. yerlerde zulme uğrayanları düşünür. Gıyâben de uzlaşır kişi. Hiç tanımadığı, hayatta görüş- mediği kimseye “sana içim ısındı” der. Ruhlar askerler gi- bidir. “Ruhlar âleminde anlaşanlar bu âlemde de anlaşır.” Bir âh çekip, “ihvânımı özlüyorum” buyurur Fahr-i Kâinat (sav). “Sıla nâmında biri gelecek” diye İmâm-ı Rabbânî (ks)’a işâret eder. “Benimle Âdem (as), Ben de İmâm-ı Âzam’la if- tihâr ederim” kelâm-ı Nebevî’leriyle Numan bin Sabit’i (ra) kasteder. Uykusundan kalkarken “Yâ Resûlallâh” diye feryâd edenler bir ses duyar Nebiyy-i Ekrem’den (sav) “sen benim evlâdımsın” diye, rûhen irtibat kurar O’nunla. Uzlaşma

