Sayfa metni
69 lerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cen- net karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’ân’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yap- mış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.”1 Kıt kanaat geçindiler. Din yolunda hizmet için her şey- lerini fedâ ettiler. Zikrullâh ile, demiri âyineleştirdiler. Gül yaprağının her noktasında gül olduğu gibi, vücudlarının her zerresinde zikrullâh uyandı. Nefis tezkiyesi ve rûhî ge- lişimle ölümü öldürdüler. Kabirde bile kefenleri çürümedi. Bakara Sûresi 154. âyetin muhâtabı oldular. “Allah yolunda öldürülenler için “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler, fakat siz bilemezsiniz.”2 İslâm’ın hâkimiyeti, nefis terbiyesinden geçer. Üstaz- larımızın yetiştirdiği bu mübârek insanlar, edeb ve terbi- ye süzgecinden geçmiştir. Hadîs-i Şerif’de Aleyhissalât ü Vesselâm Efendimiz: “Küçük cihaddan büyük cihâda dönü- yoruz.”3 Diğer bir Hadîs-i Şerif’lerinde de, “Hakîkî mücâhid nefsine karşı cihad açan kimsedir.”4 buyurur. Rabbimiz (cc), Resûlullâh (sav)’e düşmanla savaşmaları için bir ordu gönderdi. İslâm ordusu savaştan dönünce onlara: “Âferin küçük cihâdı yapanlara; ancak büyük cihad onlar için farz olarak kalmıştır” buyurdular. Ashaptan bâzıları “Yâ Resûlallâh! Cihâd-ı Ekber nedir?” deyince Hazret-i Peygamber (sav): “Nefisle cihaddır.”5 buyurdular. 1 Tevbe, 9/111. 2 Bakara, 2/154. 3 Suyuti, II,73; Münavî, Feyzü’l-Kadir, 4/511. 4 Tirmîzî, Fezailü’l-cihad, 2. 5 Beyhâki, ez-Zühd, 1/165.

