Sayfa metni
67 eğikti. Cemaate, başını kaldırıp bakınca, cezbeyle feryâd ü figânlar kopardı. Üstâzımız bir şiir yazdı onun hakkında. Beyitin birisi şuydu: “Unutulmaz göz ucuyla bakışın Mâneviyat çengelini takışın.” Sâmî Efendi H. Şaban Efendi için, “Şerîat ondan incin- medi” buyurur. Sâmî Efendi’nin (ks) hulefâsının hep ayrı ayrı güzellikleri var, bizim zâhirî bakışımızla. Hepsini zikretmek mümkün olmadığı için, şu beyti okusak kâfî sanırım: “Bu gülistan bahçesinde gerçi yüzbin gül biter Bu gülistandan haber vermeye bir tek gül yeter.” Talaslı Hafız Mehmed Efendi câmi temizliğiyle meş- gûl olurdu. Kayseri’de Hunat camiinin ayakkabılıklarını temizlerken gördüm. Son derece hassastı. Cezbe hâli vardı. Kur’ân okunurken ayağa kalkar, sağa sola “Hû Hû” diye feryâd ederdi. Üstâzımızın sohbetinde de aynı hâl zuhûr etti. Hâlini garipseyenler olunca, şöyle dedi: “Bu zâtın hâli beni ayağa kaldırıyor. Haydi siz de konuşun da beni Hû Hû diye cezbelendirin bakalım” dedi. Kayseri’de üç sâlih zât vardı. Üçü de hanımından bîzârdı. Biri de Hafız amcaydı. Bir gün eve et alır kasaptan. Hanımı, “neden kemikli aldın?” diye kafasına fırlatır. Başı yaralanan amca, kanları silerek, “başımı kanattın” der, hiç bağırıp çağırmaz. Dereköy’den Serbest Mehmed amca, yüz yaşları dolayla- rındaydı, vefât etti. Koyunları otlatırken uyuyakalır. Koyunlar başkasının ekin tarlasına girer. Tarla sâhibi öfkelenerek bir

