Sayfa metni
57 alınmaz bir şekilde pazarlanmaktadır. Doktorlar saatlerce düşünüyor, mide için verdiğim ilaç böbreklere zarar verir mi? diye. Allah Teâlâ’nın tabiatta bize sunduğu ilaçlara nazar edelim. Üstâzımızın bâsur rahatsızlığında, ameliyatı değil de Sâmî Efendimiz Hazretleri (ks) nebâtî ilaçla tedâvi olmasını söyler ve şifâ bulur biiznillâh. “Sadaka belâyı def eder, ömrü bereketlendirir.”4 hadîsine riâyetle büyüklerimiz, rahatsız- lıklarında yedi fakire infakta bulunurlardı. Tehlikeli uçların tedâvideki usullerinin yerine, Nebevî metodu uygulayalım. Hem cebimiz rahat etsin, hem de bünyemiz. Gayrimüslim doktor, sahabenin tedâvi için neden gelmediğini sorar. Ashâb-ı güzin, “bizim Peygamberimiz (sav) acıkmadan ye- mememizi, taâma arzulu iken de kalkmamızı öğütler” der. “İnsanoğlu midesinden daha zararlı bir kap doldurmamış- tır. İnsanoğluna belini doğrultacak birkaç lokma kâfîdir. Mutlaka yemesi gerekirse midesinin üçte birini yemeye, üçte birini içmeye, üçte birini de nefes alıp vermeye (hava- ya) bırakmalıdır.” Kitâb-ı Kerîm’imiz, “yeyiniz içiniz, ama isrâf etmeyiniz” buyurarak gerçek sıhhati haber verir. “Biz Kur’ân’ı mü’minlere şifâ ve rahmet olarak indiririz…”5 Tedâvi yollarını Efendimiz (sav) gösterdiler. Gözü ağrıyan birisine Hz. Peygamber Efendimiz (sav) “Sabur ile tedâvi et”6 buyurdu. Peygamber Efendimiz (sav) baş ağrısından şikâyet eden bir kimseye kan aldırmasını tavsiye buyurdu. Buhârî “Kitâbu’t-tıbb” ve “Kitâbu’l-merda” başlığı altında iki bölüm, Ebu Dâvud “Kitâbu’t-tıbb” diye bir bölüm ayırmış, aynı şekilde Tirmizî, İbn-i Mâce, Müslim, Nesâî, Ahmed bin Hanbel ve İmam Mâlik de eserlerinde tıpla ilgili hadislere 4 Tirmîzî, Zekât, 28/664. 5 İsrâ, 82. 6 Müslim, Hac, 89, 90.

