Sayfa metni
lanıp ok atarak ashab-ı kiramı iz’âc etmekde idiler. Hat ta Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-’in azâdlısı Ümm-i Eymen -radıyallahu anha- gazilere su ulaşdınr ve yaralılara bakar iken Hayyan bir ok atıp az kaldı ki bîçâre hâtûnu öldüreyazdı. Onun üzerine Rasû!-İ Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Sa’d bin Ebî Vakkas -radı- yallahu anh-’a bir ok verdi. “At, yâ Sa’d! Allah Teâlâ rast getire” buyurdu. Sa’d îbn-i Ebî Vakkas dahi attı. Ok isabet etti. Hay yan yıkılıp derhal can verdi. O sırada Mâlik İbn-i Züheyr de ok atmak üzere yılan gibi başını taş arkasından, çıkarır çıkarmaz. Hazret-i Sa’d ona da bir ok attı. Onu da başından vurup öldürdü. Elhâsıl düşman her ne taraftan hücum ettiyse Ehl-i İslâmdan fedaî bahâdırlar fevkalâde cesaretle karşıla dılar. Artık müşrikler arzu ettikleri gibi kuvve-i Islâmiyeyi tamamiyle mağlûb edemeyeceklerini anladılar. Bu su retle muharebe çarpışmaları biraz tavsadı ise de ashab-ı kiram öyle açık bir mahalde muhâtaralı bir yerde dur mayı münasib görmeyip Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber me’men vadiye girdiler ve Cebel-i Uhud’a arka verdiler. 45

