Sayfa metni
İslâma şaşkınlık geldi. Arkalarındaki ehl-i İslâmî düşman zannederek üzerlerine hücuma başladılar. Her ne kadar Ehl-i İslâm muharebe esnasında birbi rini tanımak için evvelce aralannda “öldür, öldür” tabiri ile birbirlerine işaret etmek vaz’ olunmuşdu. Fakat şaş kınlık ile onu unuttular. Bu suretle dotu düşmandan tefrik edemez oldular ve hemen birbirini kırmağa başladılar. Bozulmuş olan müşrikler de toplanıp ve geri dönüp ehl-i İslâm üzerine hücum eylediler. İşte bu kargaşalıkda ensardan pek çok zâtlar mecrûh ve bazıları da telef oldu, -radıyallahu anhüm- Kibâr-ı ashab-ı kiramdan Huzeyfe -radıyallahu anh-’ın pederi Yeman -radıyallahu anh- da bu sırada şehîd ol- muşdur. Bu Yeman -radıyallahu anh- ile Sabit İbn-i Vakş -radıyallahu anh- pîr-i fâni olup harbe elverişli olamaya cağı malum olduğundan Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri bunları Uhud gazasına gelirken geri çevirmek istemişdi. Lâkin ikisi de rütbe-i şehâdete nâil olmak İçin birlikte gelmek arzusunda bu lunduklarından taleblerine müsâade buyurulmuşdu. Bu kere ikisi de şehîd olarak muradlanna nâil oldular. * Rasûlullah’ın Yaralanması Düşman müşrikler ise bu bozgunculuk vaziyetinden fırsat bulurak Fahr-i âlem -sallallahu aleyhi ve sellem- 29

