Sayfa metni
miz Hazretlerinden şart-ı malum İle o kılıncı aldıktan sonra başına bir kırmızı sargı sardı. Ve önüne gelen müşrikleri kılınç ile vurup cerh ve telef ederek düşman safını yardı. Hatta öte tarafa geçip Ebû Süfyân’ın karısı olan Hind’in yanına vardı. Hind ise diğer kadınlarla beraber geride def çalarak müşrikleri cenge teşvik ve tahrik eder iken Ebû Dücâne -radıyallahu anh- dalkılınç olarak bun ların üzerine varınca Hind ne yapacağını şaşırdı. Ve onu kurtarmak için kimse de yanına varmadı. Ebû Dücâne -radıyallahu anh- da “Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sel- lem-’in kılıncı ile böyle bîkes bir kadının başına vurmak lâyık değildir” diyerek geri dönüverdi. O gün Ebû Dücâne -radıyallahu anh-’dan zuhûra gelen fevkalâde şecaat herkese hayret verdi. Meydân-ı harbe çıkar iken bu niyetini: ^JiaIp ^İJIL'İ “Ben ol merdim ki yâr-ı vefâ şiârımla nezd-i nahlis- tandaki sefh-i cebelde bulunduğumuz sırada Keyyul’da (yani sufûf-ı harbin gerisinde) bulunmamak üzere ahid- 23

