Sayfa metni
dimizin Peygamber olarak gelmesi ile hasedinden nâşî küfür ve dalâlet yoluna sülük etmiş ve Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-’den ayrılarak elli kadar etbâı ile Mekke’ye gitmişdi. “Meydân-ı muharebede ben kavmime mülâki olur isem hepsi bana tabi olur” diye Kureyş içinde öğünürdü. Halbuki: Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- ona Ebû Âmir-i Fâsık diye lâkab vermiş olduğundan “fâsık” Ebû Âmir’i kavmi değil, hatta kendi oğlunun bile kabul etmesi ihtimâli yok idi. Hatta bir gün Ebû Âmir, Evs kabilesine mukabil olan Araplar içine gelerek: “Ben Ebû Âmir’im” diye nidâ edin ce Evs kabilesi: “Bre fasık herif” diye, ona sebbettiler. Ebû Âmir kendi kavminden böyle ummadığı bir muameleyi görünce; “Ben kavmimin içinden çıkah on ların fikirleri bozulmuş” diyerek Evs Kabilesiyle cidâle başladı. Kuzman ise kadınlardan utanmış ve cenge pek ziyâde hırslanmış olduğundan herkesden evvel düşmana ok atarak kemâl-i şiddetle harbe başladı. Ebû Âmir-i Fâsık da, firara mecbur olduğundan yanın da bulunan Hevâzin Kabilesi de ürküp geri döndüler. Niha yet en gerideki safa kadar vararak orada dayandılar. 20

