Sayfa metni
- “Hakkını îfâ etmek şartıyle bu kılma kim alır?” buyurdu. Ashab-ı kiramdan bazıları: “biz alırız” dediler ise de Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- iltifat etmeyip yine evvelki sözünü tekrar etti. Nihayet bahâdıran-ı ensârdan Ebû Dücâne -radıyal- lahu anh- Hazretleri: Ya Rasûlallah! Bu kılınan hakkı nedir?” diye sordu. Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- de: - “Onun hakkı eğilip bükülünceye kadar düşma nın yüzüne vurmakdır” diye buyurdu. Ebû Dücâne -radıyallahu anh- “O şart ile ben alırım" deyince Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- o kılıncı ona verdi. Ebû Dücâne -radıyallahu anh- meydan-ı harb- de dâima bî-pervâ seğirdip bir iltifât-ı mahsûsaya mazhar olunca hemen kılıncı çekip ileri yürüdü. & Bir Fâsık ve Bir Münafık Bu esnâda ise bir münâfık olan Kuzman ile bir mürted tarafından harb ve kıtale mübaşeret olundu. Şöyle ki: Evs kabilesinden Ebû Âmir Râhib denilen bir şahıs var idi ki: Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-’in nübüvvetle ba’sinden evvel teşrif buyurucağını haber vermiş olduğu halde -sallallahu aleyhi ve sellem- Efen- 19

