Sayfa metni
40 / Tebük Seferi Bunun üzerine İbn-i Übeyy: Ey kişi! Söylediklerin hak ve gerçek ise bunlardan güzel bir şey olamaz. Bizim meclisimize gelip de bizi bununla ezâlandırmal Kendi menziline git. Sana gelen olursa ona anlat, dedi. Bunun üzerine şâir Abdullah bin Revâha -radıyallahu anh-: -Ya Rasûlallahl Meclislerimizde bizi Kur’ân’ın belâ- ğatı ile onun nûru ile bürü, (gaşyeyle) Biz duânızı ve Kur’ân okumanızı çok severiz, dedi. Yani İbn-i Übeyy’e bakma demek istedi. Bunun üzerine müslümanlar ile müşrikler ve yahûdi- ler sövüşmeye başladılar. Hatta birbirlerini öldürmeye kalkıştılar. Fakat Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- teskin buyurdu. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Sa’d İbn-i Ubâde’nin evine vardı. Ve: «Abdullah ibn-i Übeyyi kasdederek: - Ey Sâ’d! Ebû Habbâb’ın ne dediğini duydun mu? dedi. Hz. Sâ’d: - Ya Rasûlallah! Sana Kur’ân indiren Cenâb-ı Hakk’a yemin ederim ki Allah'ın irâdesi size nübüvvet vermek suretiyle tecellî etti. Fakat halk İbn-i Übeyy’in başına tac giydirmeye hâzırlanmışlardı. Vakta ki Hak Teâlâ size ihsân buyurdu. Bu mahrumiyetten ibn-i Übeyy mükedder oldu. Bu keder ile bu çirkin harekette bulunmuştur» dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sel lem-de afv buyurdu. Esasen Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile ashâb-ı kiram bu hususta vârid olan Cenâb-ı Allah’ın emri

