Sayfa metni
Tebük Seferi / 21 koydu. Ebû Hayseme şu nâil olduğu nimetleri ve Rasû- lullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in şiddetli harâretli bir günde yol üzere gider olduğunu düşününce derhal ayağa kalkarak «Rasûluilah meşakket içinde gider iken bu rahatlık benim için hayır değildir» dedi. Ve o nimetlerin cümlesini terk ederek devesine bindi. Rasûluilah -sallal lahu aleyhi ve sellem-’e yol üzerinde ulaştı. Rasûluilah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebû Hayseme’nin bu hare ketinden memnun oldu. Ve hayırla duâ buyurdu. Uhud gazâsında bulunmuştu. Rasûluilah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in duâsı berekâtı olarak Yezid’İn zamanına kadar muammer oldu. Semûd kavminin meskeni olan Hicr vadisine varıldığında Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- orduya Allah’ın gazâbına uğrayan bu kavmin suyundan içilmemesini, abdest alınmamasını ilân etti. Hatta bu su ile hamur yoğurulmuş ise onun da develere yedirilmesini ve bundan bir şey yenilmemesini emir buyurdu. Sahîhayn’da rivâyet olunduğuna göre: Hicr diyârına varıldığında Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-: - Bu gece şiddetli bir fırtına çıkacaktır. Herkes de velerini sıkı bağlasın ve bulunduğu yerde otursun ayağa kalkmasın» diye emr ü ilân etti. Hakikaten şiddetli bir kasırga olmuşdu. Abdeste kalkan bir kişiyi kasırga yere çarpmış ve devesini aramaya giden bir başkasını da Tay dağına atmıştı. Hicr vâdisinden, Vâdi’l-Kurâ’dan geçerek Tebûk’e varıldı. Fakat buralarda gerek Kayser ve gerekse Arab ka bileleri nâm-ı hesâbına hiç bir harekete tesâdüf olunmadı.

