Sayfa metni
Sohbetler II Sonra, kumar oynanan, bir çok haramların İşlendiği kahve hane gibi bir yere varır. Sahibine der ki: - Beni buraya garson olarak alır mısın? Çay dağıtayım, su dağıtayım, hizmet edeyim. Kahveci bu isteğe güler: - Bu vaziyetinle olmaz. Sakalını keser, sarığını, cübbeni çıkarırsan belki olabilir. O zât üstadına varır, durum böyle böyle, ne yapayım Efendim, şeklinde izahatta bulunur. Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri (k.s) şöyle cevap verir: - Evladım! Fıkıh kitaplarımızda bir mesele var: - Bir Müslüman bir kâfirin eline esir düşmüş olsa, onu kur tarmak için gayr-i müslimlerin kıyafetine bürünmesi caiz olur mu? - el-Cevap: Caizdir. Sen de o din kardeşlerini oradan kurtar mak için, kerhen, denileni yapabilirsin. O zât başlar kahvehanede garsonluk yapmaya. Onlarla konuşa konuşa bir çok insan irşad olur. Bir ara, bir de hoca gelir kahvehaneye. Hemen hocayı gizli bir yere çekip öğüt verir, bir de manevî teveccüh buyurunca, hoca "Allah!" diyerek kendin den geçer. Allah, bizleri de büyüklerin teveccühüne mazhar buyursun. Hoca kendine gelince der ki: - Bu vaziyetin ne, bu hal ne? Burada ne yapıyorsun Allah aşkına? Hazretin Halifesi cevap verir: - On iki bin kişiyi şakilikten (kötülükten), saidliğe (iyiliğe) çevirmeye vazifeliyim. Ancak bunun için: Zahirde bigâne var Bâtında deryâ-dil ol tavsiyesine uyuyorum. Yani dıştan hiçbir şeyden anlamaz gibi görün, amma içten, gönlün deryalar gibi olsun. *** Evliyaullah böyle hizmet etmiş, böyle irşadda bulun- 110

