Sayfa metni
Gayemiz; Allah’ın Cemâli ve Rızası ieşveyi dünyanın bütün lezzetlerine tercih etmez mi? Alaka kur- luğumuz zat, huzuruna gelen bir misafire dönüp, ne duruyorsun jyle,' gel dese, o kişi mahzun oluyor. Ama o zat misafirine, hoş jeldin safa getirdin, seni nasıl göresim gelmişti, şöyle oldu, jöyle oldu dese, o kişi evine gidene kadar sevincinden sarhoş jlur. Ve evinde de unutamaz bu tadı. Ama Efendi hazretleri iiuzura istese, merdivende karşı gelse ve buyurun ne kadar göres imiz geldi, dese, insan bütün zevkleri unutmaz mı? Bu, sevdiği dost kendini güzel karşılayınca hasıl olan lezzet. O kişi daha sonra bu karşılamayı herkese anlatır. Efendim beni nasıl karşıladı, ne kadar göresi gelmiş, der çevresindekilere. O neşeyi dünyanın bütün zevklerine tercih eder. Artık Ma’bud u Kerim’in, kerim olan Allah’ın mukaddes rızasına mazhar olacak bir insanın duyacağı manevî zevki düşünün bir de. Kul Allah’tan razı, Allah da kulundan razı. "Ya eyyetühennefsü’I-mutmainne irciî ilâ rabbiki râdiyeten mardiyye, fedhulî fi ibâdi vedhulî cenneti." "Ey itmi’nâna ermiş olan nefis! Râzı olmuş ve razı olun muş olarak Rabb’ine don. Seçkin kullarım arasına karış ve cennetime gir." (Fecr, 89/27-30) Mutmainneyi bulmak istiyorum, bana bir yol göster Efendim, dersen, yol, şu âyetin anlamının iyi bilinmesinden geçiyor: "Dikkat edin kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mut main olur." (Ra’d, 13/28) Âyet-i celîlede kalbin mutmain olmasının ancak Allah zikrinin kalbi ihata etmesi ile hasıl olacağı bildiriliyor. Mevlâ cümlemize nefs-i mutmainneye ermeyi ve kalbimizin Allah zikriyle dolu dolu olmasını nasip etsin. (Amin) Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allah’a. 103

