Sayfa metni
Gayemiz; Allah’ın Cemâli ve Rızası ibadetim çok mu? diyerek varayım. İstiyorum ki Allah (c.c.)’ın huzurunda kapıya gelen dilenci gibi olayım. O dilenci, evim yandı, kolum kırıldı, hiçbir şeyim kalmadı. Allah rızası için bir sadaka, der ve boynunu büker. Allah’ın huzurunda ne amelim olacak. -Yarım milyon müridi vardı Es’ad Efendimizin. Müridim var onların hürmetine bana bir şey ver de demiyor- Sığındığım, "el-müflisü fi emanillah" "Müflisler Allah’ın koruması altın dadır." müjdesidir. Üstadımız, Ya Rabbi! Tek amel bırakma bende, ümmeti Muhammed’e ver. Ben istemiyorum, diyor. Görüyor musunuz? Kardeşim, biz çok sevap kazanmayla iş olacak zannediyorduk. Çok ibadet etmekle, üstüstüne yapmakla olacak zannediyorduk. Durum bundan ibaret değil demek ki, gönüller yapacağız. İhti yarların gönlünü, yetimlerin gönlünü, fakirlerin gönlünü göre ceğiz. Üstadımızın kalbine girmek için rabıta yapa yapa oraya gireceğiz. Bu muvaffakiyetin en büyük semeresi ise, dâr-ı bekâda Cenab-ı Hakk’ın tecelliyâtına, müşâhede-yi cemâline nâiliyyet saadetidir. Bu rızanın meyvesi, Allah’ın tecellisine mazhar olmak, cemâli bâ-kemâlini görmektir; karşılığı bu bunun. Cennet-i Âlâ’da sorulacak: "Ne istiyorsun, daha ne istiyorsun? Allah soruyor: Sorun kullanma ne istiyorlar? Bütün nimetlere, her şeye nail olduk, gözümüzün görmediği, hatırımızdan geçmeyen cemî nimet bize verildi. Ne diyelim Ya Rabbi, dedik lerinde Allah-u Teâlâ onlara hitaben: Öyleyse siz, bir şeyi bilemediğinizde kime danışır idiyseniz ona sorun, belki siz bilemezsiniz. Âlimlerinize danışın, diyor. Âlimlerine, efendilerine gidiyorlar. Âlimlikten gaye, ledünnî ilme mazhar olan kutb-ı cihânlar elbette. Vâris-i enbiyâ olan evliyâya gidiyorlar: - Efendim diyorlar, Allahımız bize ne isterseniz daha vere ceğim buyurdu, biz de bilemedik, ne isteyelim O (c.c.)’ndan? - Cemâl-i bâ-kemâlİni isteyin. Allah size görünsün, diyorlar. 101

