Sayfa metni
Gıybet tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun." (Hucurât: 49/12) Müttakî kullardan olmak istiyorsak şayet; gıybetten sakınalım, amellerimizi eritmeyelim. *** Birisi Hasan-ı Basrî Hazretlerinin gıyabında konuşur. Hazret bunu duyunca, ona bir tepsi baklava gönderir. Ayrıca o kimseden hakkını helal etmesini de İster. Gıybet eden adam bütün bu olanlara şaşırır. "Ben sizin aleyhinizde konuştum, siz bana hediye göndermişsiniz!" der. Hasan-ı Basrî (k.s.), "Evet yavrum hakkını helal et, benim gıyabımda konuşmakla günahlarımı sen aldın, buna ek olarak senin ibadetlerinin se vabını da bana vermiş oldun. Onun için bu kârlı alışverişten dolayı sana teşekkür etmek istedim." der. *** Bir insan, lisanını, gıybetten muhafaza ediyorsa takva sahibidir. Kalbini sû-i zandan muhafaza ediyorsa takva sahibidir. Kibirden, gururdan nefsini alıkoyuyorsa takva sahibidir. Başkalarıyla alay etmekten, onu-bunu hakir görmekten kaçınıyorsa takva sahibidir. Yalan söylemek, emânete hıyanet etmekten ictinab ediyorsa takva sahibidir. Şüpheli olandan sakınıp, helal-haram gözetiyorsa takva sahibidir. Hem insanların içinde hem de yalnız kalınca edebe riayet ediyorsa takva sahibidir. Hülâsa, insan bütün haramlardan kaçınmalı, bütün İlahî emirlere riayetkâr olmalıdır. İşte bunlar takvanın başlıca alametleridir. Cenâb-ı Zü’l-Celâl, lisânını gıybetten muhâfaza eden müt takî kulları zümresine bizleri ilhak eylesin. (Amin) .Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allah’a. 77

