Sayfa metni
Sohbetler II Tâ ki kurtuluşa erebilelim, korktuğumuzdan kurtulup, umduğu muza nail olabilelim, Cenab-ı HakkTn rızasını kazanarak ebedî saadete erebilelim. Efendim, şimdi sîzlere muttaki olan kim, olmayan kim, izah etmeye çalışacağım. Sakın sizi yoruyoruz, diye düşünmeyiniz. Ben müşterimi bulursam yorulmam. Görmüyor musunuz, adam akşama kadar mağazada ayakta duruyor, müşteri üst üste geldi mi, dünya tamahından namazını geçiriyor. Bize Allah müşterisi gelmiş, Allah’ın hâzinesi olan kalpten istiyor, yorulur muyuz hiç? Mübarek Sami Efendimiz (k.s.), kuşluk vakti başlıyor, akşa ma kadar sohbet ediyor. O ihtiyar hali ile, kardeşlerime sohbet ederken yorgunluk bilmem, ayrıldıktan sonra yorulurum, diyor. Müttakî kulları açıklayacaktık, kardeşlerim. Ez-cümle insan lisanını gıybetten muhafaza ediyorsa takva sahibidir; yok yine gıybet ediyorsa takva sahibi değildir. Allah’tan korksa gıybet etmeyecekti. Hadîs-i şerifte, "Gıybet etmek, zina etmekten daha beterdir." buyuruluyor. Hasan-ı Basrî Hazretleri camide dilenen bir adam görür. Şu kardeşimiz camide dilenmese iyi olur, der içinden. Gece, rüyâsında o adamı kızartıp önüne verirler, bunu ye, diye. "Ya Rabbi! Ben gıybet ettim." der, yapmış olduğu hatayı anlar. Zİrâ arifler nezdinde, kişinin kalbinden geçen dahi gıybet olur. Çünkü, "HasenâtüT-ebrâr, seyyietü’l-mukarrabîn"dir. Hasan-ı Basrî hazretleri, sabahleyin bakar ki, o dilenci bir çeşme başında, elinde ekmek, çevreye dökülen dereotlarını toplayıp yemektedir. Anlayacağınız bu zat bu kadar garip, fakir bir kimse imiş. Dilenci yaklaşıp: "Yâ Haşan! Camide kalben gıy betimi yaptın sonrasında gece rüyanda beni kızarttılar, önüne verdiler değil mi?" der. Büyük velî Hasan-ı Basrî Hazretleri (k.s.), "Aman beni affet!" diye ilerleyince adam birden kayboluverir. Ayet-i celile-i cemilesinde Rabbimiz bu konuda şöyle buyu ruyor: "Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan 76

