Sayfa metni
Sohbetler II Evet, Peygamberimiz (s.a.v.) müşriklere: -Pekiyi, toplanın yarın, buyurdular. Efendimiz Hazretleri eve dalgın ve düşünceli bir şekilde giderler. Fâtıma annemiz (r.anhâ): -Ey Babacığım! Canım kurban olsun Size, niye böyle mahzunsunuz? -Kızım! Müşrikler Benden çok mühim bir mucize iste diler, kayadan insan çıkmasını istiyorlar. İnsan insandan olur, ama bunlar; kayanın içinden; yetişkin, silahlı, sarışın bir insan çıkarmamı istiyorlar. Onun için, Rabbim lütfeder mi acaba, diye düşünüyorum. Bu arada Peygamberimiz (s.a.v.)’in rengi değişir. Cebrail gelmiş ve Allah’ın selamını getirmiştir. - Üzülme Yâ Habibim! O, küçük bir istektir. Biz iki yüz senedir; o askeri, o kayanın İçinde muhafaza ediyoruz. Allah için iki rekat namaz kıl; âsânı oraya vur, taşı yarmak, insanı çıkarmak bize ait. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şükür secdesine kapandı; sabaha kadar ibadet etti. Ertesi gün bütün müşrikler toplandılar. Rasûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) âheste aheste müşriklerin yanı na vardı. Hz. Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali (r. anhüm) O (s.a.v.)’na refakat etmekteydiler. Rabbine yanık yüreği ile göz lerinden damla damla yaşlar dökerek geliyordu İnsanlığın Efendisi (s.a.v.). Bu tabloyu gören kafirler ümitsizliğe düştü de ondan ağlıyor zannettiler. îki rekat namaz kıldı, "Bismillahirrahmanirrahim" di yerek asasını kayaya hafifçe dokundurdu. Aynen müşriklerin tavsif ettikleri gibi bir asker çıktı kayanın içinden ve başladı şehadet okumaya: "Allah’tan başka ilah yoktur ve Hz. Muhammed (s.a.v.) O’nun kulu ve Rasûlüdür." Ebu Cehil, "Sihirbazlıkta bu adamdan daha ilerisini görmedim." dedi, çekip gitti. İman nasip olmayacaksa, kalb mühürlüyse gözüne dünyayı göstersen olmuyor, evladım. Ancak 60

