Sayfa metni
Ariflere Göre Güzel Ahlâk daima Mevlâ ile olduğu için böyle ufak şeylerle meşgul olmazlar. Abdulkâdir Geylânî Hazretleri (k.s.)’nden şöyle naklolunur: "Ben geceleri namaz kılmak, gündüzleri oruç tutmak ve İlim öğrenmekle bu dereceye vasıl olmadım. Ancak, kerem ve sehâ, tevazu ve selâmet-i sadr ile manevî güzelliklere vâsıl oldum. Herkese iyilik yapardım, Allah’ın nimetlerinden ikram ederdim. Ayrıca, nefsimi herkesten aşağı bilir (ahkaruT-ibâd), onu aşağılardım. Yalnızca Allah vardı gönlümde, mâ-sivâ sevgisi ise asla yer etmedi orada." Cümle günahların başı, dünya muhabbetidir. Sehâvet, cömertlik, Hak yolunda infak etmek, dünya muhabbetini siler. Tevazu da insanın içindeki kötü ahlâkları sıyırıp çıkarır. İşte o zaman, kalpte Allah’tan başka bir düşünce kalmaz. Mâ-sivâ muhabbeti yok olur. Mevlana Câmî Hazretleri (k.s.) şöyle buyurur: "Bir gönül yapın ki, o gönül yapmaklığınızın sevabı hacc-ı ekber sevabı olsun. Bir gönül yıkmak bin defa Kabe’yi yıkmak gibi günahtır. Zira Kabe’yi yapan Azer’in oğlu İbrahim (a.s) iken, kalbi yapan Cenab-ı Zü’l-Celal’dir ve orası nazargâh-ı İlâhîdir." Kalp, Allah’ın evidir, hâzinesidir, arşıdır. Onun için gönül yapalım, hayatta hiçbir kimsenin gönlünü kırmayalım kardeşlerim. İmam Suyûtî (k.s.)’ye göre ise güzel ahlâk; Allah’tan gelen her şeye rıza göstermek, nimetlere şükret mek, belalara sabretmektir. Nitekim hadîs-i kudsîde de öyle buyuruluyor: "Ey Ademoğlu! Kaza veririm de razı olmazsanız, bela veririm de sabretmezseniz, nimet veririm de şükretmezseniz Benden başka Allah arayın!" Rabb-i Müteâl bizlerin, 53

