Sayfa metni
Sohbetler II Hasan-ı Basrî (k.s.), güzel ahlâkı; "(1) Güler yüz, (2) bol ihsan, ve (3) men-i ezâ, yani insan ların herhangi bir sıkıntısını gidermek." şeklinde açıklar. Nitekim, iman yetmiş şube olup, birinci şubesi şehadet, yet mişinci şubesi de insanlara eza veren (imâtetü’l-ezâ ani’t-tarîk); diken, taş vb. şeyleri kaldırmaktır. Buna göre insanlığa yapılan bütün iyilikler, imanın bir şubesi olmaktadır. *** Abdullah Tüsterî (k.s.) güzel ahlâkı üç ana esasta toplar: 1- Halktan gelen bütün ezalara tahammül etmek: Yani Hazreti Yunus’un "sövene dilsiz, dövene elsiz gerek." şiarına sımsıkı yapışmak, bu, dervişliğin önemli bir parçasıdır. Tahammül etmeyip karşısına dikilip, düşmanlığın devam etti rilmesi ise aşla doğru değildir. 2- Halktan, yapmış olduğu iyiliği mukabilinde mükafat beklememek: Yani iyiliği sadece Allah rızası için yapmak. Yoksa neye yarar iyilik, yapıp yapıp da başa kaktıktan sonra. Bir insana kırk yıl iyilik yapsan da, bir defa başına kaksan kırk senelik yaptığın iyilik mahvolup gider. 3- Zalimlere bile merhamet etmek: Zalimlere merhamet etmek demek o kimselerin ıslahı için dua etmektir. Üstadımız Sami Efendi Hazretleri (k.s.), “Ben böyle bir durumda; Yâ Rabbi! Şu zatın bana ettiği kötülüğe karşılık onu ıslah et ve onu razı olacağın halis kulların zümresine ilhak eyle! derim.” buyuruyor. Merhum pederim Mustafa Hulûsî Efendi (k.s.), birçok muarızları olduğu halde, "Oğlum Haşan!" dedi, "Rabbim, kalbime öyle bir genişlik lütfetti ki, bana kötülük eden bütün din kardeşlerime hakkım helal olsun, bu yüzden veli olsunlar inşâallah." Bakınız, "Kahhar" ismi şerifinle kahreyle, demiyorlar. Bizim gibi değil Hak dostlan. Zira büyüklerin kalbi, 52

