Sayfa metni
Sohbetler II sadaka vermek istemiş. O zat demiş ki: “Ben asla sadaka almağa gelmedim. Yeni bir çocuğunuz oldu; ismi Mahmud Sami olsun. Ona süt emzire ceğiniz zaman sakın şüpheli yiyecek yemeyin, O geleceğin ferî- di (çok seçkin bir insan) olacak.” Ardından dönüp bakmış ki, O zat kaybolmuş. Annem de olanları babama müjdelemiş. Seneler sonra bir kurban bayramı günü... Çiftliğimizde kur ban keseceğiz. Babam hepimize birer kurbanlık koç aldı. Kurbanlar kesilir, hep fakirlere dağıtılır. Babam bizlere, herkes kendi kurbanını keserse efdal olur, dedi. Ayrıca kurbanınızı keserken de şöyle düşünmemizi söyledi: Çok günahkarım yâ Rabbİ! Dinimizde insanın kendini öldürmesi haram, kendi ye rime bu kurbanı kesiyorum, kabul et Allahım! Herkes birer çukur kazdı, koçunu getirmeye gitti. Sami Efendi ağabeyim de henüz talebe, kazdığı çukurun başında dururken O’nun koçu kendiliğinden geldi, önüne yattı, kafasını çukura koydu. Koç, kurban edilmek üzere bıçağın altına yattı; diğerleri gibi itaatsizlik de yapmıyor, çırpınmıyordu. Babam bu durumu görünce, “Oğlumun sırrını Allah aşkına kimseye söyle meyin; ben bu çocukta başka haller görüyorum.” dedi. *** Adana muhitinde yaşayan ilim ehli bir zat olan Mahmud Hoca Efendi’den dinlemiştim: Kızıldağ’da yaylada otururken namazdan çıktıktan sonra Sami Bey yanıma geldi. O vakitler kendileri, İstanbul Daru’l- Funûn Hukuk Fakültesi’nde talebe idiler. Dedi ki, "Efendim! Kendi kitaplarımdan bir bıkkınlık geldi bana. Bir kitap ver de biraz mütalaa edeyim." Dedim ki, "Kardeşim Sami Efendi! Bizim kitaplarımız kuş 4Q

