Sayfa metni
Her Nefeste Hakk’ı Zikretmek Kıymetli kardeşlerim! Kalp, hayatımızı idâme ettiren bir organımızdır. Ancak benim size anlatmak istediğim kalp, o kalp değil. Kalbin üze rinde gönül var. Gönlün içinde süveydâ-yı derûn noktası var aynen göz bebeği gibi. Güzel sesler işittiğin zaman gözünden yaş gelir. Tesirli sözler duydun mu hislenirsin. Bunlar süveydâ-yı derundandır. Gönül dediğimiz Alem-i Emir'dendir, Âlem-i Halk'tan değildir. Âlem-i Halk’tan ol saydı et parçası olurdu. Bu konuda Üstadımız Sami Ramazanoğlu'ndan öğren diklerimi sîzlere nakledeyim. Böyle gaflet ile on bin defa "Allah Allah" demek hiçbir şey ifade etmez. Kalbini, dilini ve kulağını bir edeceksin. Zikrederken baktın ki gaflet hali gel di, başladın boş yere “Allah Allah" demeye, hemen kendini kontrol edeceksin. İlla ki gönlüne dikkat edeceksin. Gönlü nü, süveydâ-yı derûnu gözetirsen Allah’ı (c.c.) unutmazsın. Kalbin üzerinde lafza-yı celâl yazılıdır. Sürekli olarak Allah’ı hatırlatacak bir nokta var orada. Kalp, "Allah Allah" demeye başlar. Kalp zikreder, sen de bunu duyarsın. Kalbin duyurmak hissi var. Çünkü bir şey den korktuğunda, nasıl kalbin çarpar "küt küt" ederse, aynı şekilde kalp zikrini de sana duyurmak ister. Ondan sonra zikir sabitleşir. Zaran mı olur, daha koyulaşır. Telvin halin den temkin haline dönülür. "Letâifleri tez tez değiştirmenin manası yok." derdi Üstadımız. Bir keteni, bir kömürü yaktın

