Sayfa metni
Seyr ü Sülûk\ 111 Esad-ı Erbili (ks), kişinin kalp arsasına feyzin gelebilmesi için gerekli şartları şu şekilde sıralar: “Dînî emirlere sıkı sıkıya bağlılık. Dünyanın gereksiz süsüne değer vermemek. Kalbi isyanla kararan münkirlerin inkarından uzaklaşmak," Rabıtadan Gaye Mürşidin suretini hatırlamaktan maksat, Allah (cc) ve Rasûlü (sav)’nün ahlakıyla ahlaklanmaktır. Üsve anlamında, hareketi bir başkasınca taklit edilen kimse manasına gelen rabıta, Peygamberimiz (sav)’in ve Allah (cc)’ımızın muhabbetinde yok olmaktır. Rabıta hâlinde bir mürid, Esad-ı Erbili (ks)’nm sadrından yukarısını yeşil bir nur hâlinde görünce Pîr Efendimiz, "Bu hâl fenâ fir’-Rasûl (Rasûlullah’ın aşkında yok olma) hâlidir." buyu rurlar. Ğaybet Kendisini, su üstünde saman çöpü veya ağaç yaprağı gibi, seccade üzerinde kaybolmuş bir vaziyette bilmektir ğaybhâli. Bir derviş rabıta yaparken, ğaybet hâli zuhur edince, Şah-/ Nakşbend (ks), "Bize rabıtayı bırak, yedi kat semayı yok bilerek gönlünü, Arş-ı Azam’a aç." der. Bu kelamla o dervişin, fenâ fi’İlah (Allah’ın muhabbetine kavuşma) saadetine erişeceğini müjdeler.

