Sayfa metni
İman Esasları ve Dua / 427 İnsan çoğu kere hiç de lüzumu olmadığı halde kati gibi, zinâ gibi ve benzeri şeylerin günâhlarına iştirak eder. Şöyle ki hadîs-i şerîfde: - «Kim masıyete şâhid olur, ondan nefret ederse orada bulunmamış gibidir, kim de bir masıyetden uzak bulunur, sonra onu işitdiğinde memnun olursa o masıyet- de bulunmuş gibidir» buyurulmuşdur. Bir başka hadîs-i şerîfde: - «Kim bir kavmin amellerini severse onların züm resinde haşrolunur» buyurulmuşdur. Yani onların işlerini sevdiği ve kalben rızâ gösterdiği için onların amellerini işlemese bile onlarla hesaba çekilir. Akl-ı selim sahibine yaraşan, havâtırı kalbinden def edip, bozuk şeylerden gönlünü uzak Ve temiz tutup fâsık cemâatlerle bulunmamak ve onlarla beraber haşrolma tehlikesinden uzak durmaya çalışmaktır. Bu âyet-i celîle ile Allah Teâlâ kullarının devamlı sû- retde murakabe halinde olup, gönüllerine sâhib olmaya çalışmalarını ve orada hep iyi şeyleri ve Allah’ı gözet melerini, böylece bâtın, tehlikelerinden, halâs olmağa çalışmalarını işâret ediyor. Eğer ubûdiyyet âdabında küçük gördükleri şeyleri devamlı sûretde yapmaya alı şırlarsa bu küçükler büyür, büyür, sonunda büyük şeyleri de küçük görerek gönüllerini elden, çıkarırlar ve helâk olurlar. Bilinmelidir ki, insan âlem-i emr ve âlem-i halkdan mü- rekkebdir. İnsan için, bir tarafda âlem-i emrden olan nûranî

