Sayfa metni
Allah Yolunda infâk / 395 bitirip karnını doyurdukdan sonra kalkıp mülâtafa etmiş, talebesi olan âlim zâta ikrâmda bulunmuş. Hemen özür dilemekde geç kalmayarak: - Sen gelince ayağa kalkmadığımdan dolayı kusu ruma bakma, Nebîyy-i Ekrem -sallaliahu aleyhi ve sel- lem-Efendimizin emrine imtisal ile meşguldüm. O: «Kim kendisinden bir şey isteyerek sığınanın ricasını kesip atarsa Allah da onun ricasını kesip atar» buyurmuştur. Bu köpek de gelip benden ekmek istedi, ben de bu hadîs-i şerîfe imtisal etmeye çalışdım, demiş. Hadîs-i şerifin tatbikini bu kadar güzel bir ahlâk ile müşâhede eden âlim zât, suâle ihtiyaç kalmadan müşki-lini halleder ve üstazına kemâl-i ihtiramla huzûrundan ayrılır Şunu iyi bil ki: Uhrevi sevap ve -Cennetlerdeki de recelerin yükselmesi için infâk eden; hayırlar ve tâatlar yapan kimseye nisbetle, hakkı ve O’nun rızâsını taleb- de- ki İhlasın semeresi iki kattır. Sevab için infâk edenin hazzı yalnız Cennet nimeti olacaktır. Halbuki Hakk’ı ta- lebte samîmi olanın; hazzı ise, hakka kurbiyyet, O’na kavuşma nimeti, hiçbir gözün görmediğini, hiç bir kulağın duymadığını ve hiç bir beşerin kalbine gelmeyen şeyleri görmek. Bir Cennet nimeti, Cenneti ve onun nimetini ta- leb eden kimsenin nasibinden kat kat fazladır, Allah’ım! bizi bunlara ulaştır. Kuşeyrî demiştir ki: Cenâb-ı Allah bu âyetlerde, muhlisi (samîmi olanı), münâfıkı (iki yüzlüyü), Allah yolunda malını harcayanı ve bâtıl yolda malını sarf edeni misallerle anlatmaktadır. Sa-

