Sayfa metni
120 / Musahabe 2 -------------:----------------------------------------------- Cenâb-ı Hakk’a mûtî olup Cenâb-ı Hakk'a muhab bet edenler Hâlık teâlâ hazretlerine daima hüsn-i zan ederler. Âsî ve mücrim olanlar da Cenâb-ı Hakk’a karşı sû-i zandan vâreste olamazlar. IjLJj^ fıkra-ı celîlesindeki tecessüs de; bir kim senin noksanını ve ayıbını aramaktır. Bu âyet-i celîlenin meal-i şerîfi: “Ey mü’minler! Siz nâsm noksanlarını aramayın ve herkesin hatâsından bahsetmeyin. Bir kimsenin iffet, namus ve ahvâl-i husûsiyesine taallûk eden şeylerde kendi zannınıza ittibâ ederek teftişe, ayıbı nı aramaya kalkışmayın. Allah’ın setretmiş olduğu şeyler gizli kalsın.” Bir hadîs-i şerîfte Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- buyuruyor kİ: ¿1 ^ jJİJI 5^1 s'^ gr "Müslümanların ayıplarını, kusurlarını tetebbû et meyiniz. Zîra mü'minlerin kusurlarını tetebbû eden kim seleri velev ki hâneleri dâhilinde olsun; onları Allah te âlâ rüsvây edinceye kadar kusurlarına tabî olur.’’^ Yani başkalarının kusurunu taharri edenin kusuru taharri olunur. Başkalarına ta’yîb edeyim derken kendi ta’yîb olunur. Ve başkalarını rüsvây edeyim derken ken di rüsvây olur. Binaenaleyh başkalarının ayıbını arayan kendi ayıbını arar demektir. 115. Buhârî, Müslim

