Sayfa metni
İman Neşvesi mutlaka (hayâten tayyibe) güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve mükafaatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz." (Nahl, 16/97) Hayâten tayyibe, yani her yönüyle güzel bir hayat; kalplerin zikrullah ile huzura ermesi, ruhun Mevlâ- yı Müteâl ile sükûnete ulaşması, sırrın müşâhede- i Cemâl ile sermesi olarak kendinden geçmesi, bütün âzanın marifete bürünmesiyle mümkündür. Kurtubi Tefsiri'nde nakledildiğine göre Efendimiz (sav), hayaten tayyibe ifadesini, kanaat, yani göz ve gönül tokluğu olarak ifade etmiştir. İslam âlimleri (rahmetullahi aleyhim ecmaîn) 'hayaten tayyibe' ifadesini şöyle tanımlamışlardır: Yakub es-Sûsî: Fukaranın sabrı. Sehl b. Abdullah: Kişinin kendi ihtiyarını, yani arzu ve isteğini Hak Teâlâ’nm isteğine uydurmasıdır. Cerîrî: Hayatın neşesini Mevlâ'da bulup, düşünce ve anlayışı O (cc)'nun iradesine göre şekillendirmektir. İbn Atâ: Niyetin düzgünlüğü, rûhun Allah Teâlâ'ya kesin inancı, O (cc)'nun aşkıyla yaşayıp, O (cc)'ndan başkasını terk etmektir. Câfer-i Sâdık: Allah Teâlâ (cc)'yı tanıma, makam ve mertebelerinin Hak Teâlâ'nın emri doğrultusunda olması, yatıp kalktığında, Mevlâ muhabbetiyle olma düşüncesidir. Kalplerinde bu baharı yaşayanlar, dünyayı 47

